Plaza hayatı, istifa ve çıkış arayışı

Sosyal medyada birkaç gün önce rastladığım bir paylaşım, yakın çevremde oldukça tartışıldı ve ilgi gördü. Ekşi Sözlük`ün "patlicangil" rumuzlu yazarının, iş hayatı ve eğitim üzerine yazdıkları [1], daha sonra Fraksiyon`da yayımlandı [2]. Eski bir plaza çalışanı olarak, gördüğüm her yerde tanırım o fikirleri ve hisleri. Bu kez okumakla yetinmek istemedim, hemen 2 yıl öncesine dönüp hafızamı ve arşivi yokladım; yaşadıklarımdan bir şeyler aktarabileyim diye.

Nitelikli İşçilerin Durumu

 

"Evimde bir oturma odası, büyük bir mutfak ve aile fertleri için birer yatak odası olsun, işim öyle zihin kurcalayıcı olsun ki, onu yaparken mutlu mu mutsuz mu olduğumu ne fark edeyim, ne de umursayayım. Alın teriyle dişe dokunur hizmetlerde bulunan bir memur olabilirim mesela. Ya da yaşadığım kentteki evlerle caddelerin  projelerini çizen bir tasarımcı. Yaşlanınca da bir adada yahut dağda bir kulübe satın alırım..."

Mutsuzluğun Resmi

Kışın gelişi benim ve benim gibi ülkede sayılarımız on milyonlar mertebesindeki emekçi kardeşlerim için, ne sonbaharın soluk güneşinden, ne hüzünlü yağmurlardan ne de sararıp yollara dökülen yapraklardan belli olur.  Kışın gelişi, bizim için, saatlerin geri alınmasıyla hatırlatır en çok kendini. Aydınlık son saatimizi de alıkoyar adına “iş yeri” dediğimiz canavar. Hele ki giderek yükselen bir beton denizine dönüşüyorsa içinde yaşadığımız kent, plazalarına, apartmanlarına, gökdelenlerine boğar ha boğar ruhumuzu ve mutsuzluğumuz, artık “iman tahtamıza basılmışçasına” cisimleşir.

Kentlerimiz Oyuncağınız Değildir! O halde Tek Yol Mücadele!

“Sınamalı insan kendisini, bağımsızlığa mı yazgılı, boyun eğmeye mi; bunu da tam zamanında yapmalı. Sınamalarını saptırmamalı yolundan, oynanabilecek en tehlikeli bir oyun sonunda, başta bir yargılayıcının değil de, yalnız kendinizin tanık olduğu sınamalar bile olsa, hiçbir kişiye bağlı olmadan: En sevilene bile. Her kişi bir zindandır ve bir köşe”
[Friedrich Nietzsche -İyinin ve Kötünün Ötesinde]

30 Haziran'dan Sonra Mısırlı İşçiler

Eski başkan Hüsnü Mübarek'in devrilmesinden bu yana Mısır'da gelişen bağımsız işçi hareketi, halkın Başkan Muhammed Mursi'ye güvensizliğini ortaya koyan büyük 30 Haziran gösterileri için yapılan Temerrüd (İsyan) kampanyasını coşkuyla destekledi. Mısır'ın en tecrübeli (ve 1990lar boyunca tek) emek eksenli STK'sı Sendika ve İşçi Hizmetleri Merkezi (CTUWS), Temerrüd imza kampanyası için 6 bölgesel ofisi aracılığıyla 200,000 imza topladığını iddia ediyor. 3 bağımsız sendika örgütü - Mısır Bağımsız Sendikalar Federasyonu (EFITU), Mısır Demokratik İşçi Kurultayı (EDLC) ve İskenderiye İşçileri Kal

Sunuş

SUNUŞ

Mühendislik, mimarlık, doktorluk, avukatlık, öğretmenlik gibi meslekler bir zamanlar iş garantisi, dolgun ücret, işte özerklik, toplumsal saygınlık gibi özellikler çağrıştırırken, bugün durum acaba böyle mi? Bu alanlardaki fakültelerden son yıllarda mezun olanların 30 yıl öncesi mezunlarla aynı koşullarda oldukları söylenebilir mi?

Nitelikli Emeğin Tarihsel Dönüşümü

Kapitalizm üretim ilişkilerini biçimlendirirken, üretim süreci ve üretim güçleri üzerinde değişiklikler yapar. Çalışanlar için bu değişiklikler üretim güçleri üzerinde sermayenin kurmaya çalıştığı denetim ile görünür hale gelir. Kapitalizmin nitelikli emek gücü üzerinde denetim kurma arzusu, zanaatkarları kapitalist üretim süreci içinde yönetmeye çalıştığı dönemde ortaya çıkar. Kapitalizm İngiltere ve Avrupa’da ortaya çıkmaya başladığı ilk dönemlerde sermaye, ticaret ile uğraşan sermayedarlar elinde birikmeye başlar. Bu ticaret sermayesi üretim konusunda bilgi ve deneyime sahip değildir.