SUNUŞ

Mühendislik, mimarlık, doktorluk, avukatlık, öğretmenlik gibi meslekler bir zamanlar iş garantisi, dolgun ücret, işte özerklik, toplumsal saygınlık gibi özellikler çağrıştırırken, bugün durum acaba böyle mi? Bu alanlardaki fakültelerden son yıllarda mezun olanların 30 yıl öncesi mezunlarla aynı koşullarda oldukları söylenebilir mi?

Eğitimli iş gücü arasında işsizlik oranının yükseldiğini, güvencesizleşmenin bu kesimlerde de kaygı ve korku yarattığını, çeşitli meslek hastalıkları ve bazen de ölümlerle sonuçlanan ağır çalışma koşullarını yalnızca günlük gazete haberlerini tarayarak bile görmek mümkün artık. Gazeteler günde 150-200 hasta bakan, sürekli hasta yakınlarının şiddet tehdidi  altında çalışan, yoğun mesai koşullarına dayanabilmek için kullandıkları ilaçlardan hayatlarını kaybeden doktorlarla; atanamadıkları için hamallık, temizlik, inşaat işçiliği yapan, 2007-2012 yılları arasında 30 intihar vakasıyla gündeme gelen öğretmenlerle; doktorasını bitirdiği anda kendisini kapı önünde bulacak akademisyenlerle; işsizlik oranlarındaki hızlı yükseliş çeşitli araştırma rakamlarıyla ortaya serilen, iş kazalarında her geçen gün daha fazla ölen mühendislerle ilgili haberlerle dolup taşıyor.

İşsizliğin, güvencesizliğin, olumsuz çalışma koşullarının bireysel sorunlar olmanın ötesine geçerek yaygınlaştığı bu ortamda, nitelikli emeğin yaşadığı dönüşüm önemli ve güncel tartışma başlıklarından birisini oluşturuyor. Bu nedenle bizler de ilk dosya konumuz olarak bu konuyu ele alıyoruz.

Kapitalizmin gelişim süreci nitelikli emeği nasıl dönüştürmüştür? Nitelikli emeğin tarihsel gelişimi nasıl olmuştur? Nitelikli emeğin yaşadığı dönüşüm “işçileşme” kavramıyla anlatılabilir mi? Zihin emeğinde yaşanan dönüşümün kol emeğinin proleterleşmesi süreciyle ortak ve farklı yanları nelerdir? Bu dönüşüm farklı meslek alanlarına nasıl yansımaktadır? Dönüşen nitelikli emeği de içeren yeni örgütlenme ve mücadele biçimleri neler olabilir?

Dosyamızda bütün bu soruların cevaplarını aramaya ve bu dönüşümü farklı yönleriyle irdelemeye çalışacağız.

Bu konuyu seçmemizin nedeni, nitelikli emek alanlarında sonuçlarına her geçen gün daha fazla tanık olduğumuz değişimlerin somut bir ihtiyacı ortaya çıkardığını düşünmemizdir. Bize göre; mühendislik, bankacılık, doktorluk, avukatlık, büro işleri ve benzeri alanların gerek emek süreçleri, gerekse çalışma koşulları açısından mevcut durumları, artık sınıfsal örgütlenmeleri ve sınıfsal politikaları gerektiriyor. Mesleği koruma şiarına göre yapılanmış ve içinde sınıfsal olarak farklı kesimleri barındıran meslek örgütleri, sınıfsal mücadele anlamında gereği kadar katkı sağlamazken, mevcut sendikaların da nitelikli emeği kapsayacak politikalar geliştirmekte yetersiz kaldıkları görülüyor.

Dosyamızın bu alanda gerekli olduğunu düşündüğümüz yeni örgütlenme ve mücadele biçimlerine kafa yoran herkese yararlı olmasını umuyoruz.

Emek Atölyesi